"Vermedi mabut ne yapsın Mahmut" dönemi
Eşref Çetinel

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   14 Şubat 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Beynim ikiye bölündü. Bir yanı sevinip gülmekte, öte yanı sızlayıp üzülmekte. Bir yanı "şükürler olsun" demekte,  öte yanı kahretmekte.
Galiba çoğunluğumuzca böylesi hallerdeyiz. Hele eski kuşaklardansanız ve hâlâ yaşayabilme talihinde gelmişse-niz bugünlere, "düne göre ne kadar da iyiyiz, şükür rabbime" deyip huzura ermez misiniz? 
Ne mümkün çünkü bırakmazlar! Ne onlar sizi, dolayısı ile ne siz onları. Sorarsanız eğer mesela Başbakan Soyer'in ifadesiyle ve bilumum ortak görüşte, "herşey bu ülkede  daha güzele gitmek, çözüme gitmek" üzerine… 
Oysa işte kuraklık kapıda. Belli ki isteseniz de "güzeli" değil, acı reçetelerin yazıldığı "gelecekleri" yaşayacaksınız.  Çok şükür deyişleriniz kuruyacak dudaklarınızda. Beklentileriniz solacak, umutlarınız kırılacak. Fakat ne o büyük aklınız yetecek doğasal kaderi değitirmeye ne de beyninizin sevinen yanı gülecek!
FAKAT: İsterseniz bu da olur. Ki bu halk vakti zamanında dağlar kadar büyük umutlar yeşertirken yüreklerde mesela üç beş zeytini katık ederdi bir dilim ekmeğe. Hem de tümden Mücahitti güle oynaya beklerdi mevzisinde.  Binlercesiyle göçü yaşardı ağlardı,  evi barkı yakılır sokakta kalırdı, vurulup şehit olurdu yetimler bırakırdı arkasında.  Fakattt… Bugünleri göreceği "yarınlar" için yaşardı!
HAMASETİ bir yana koyuyoruz. Ve hatırlıyoruz: 1972-73'te Muratağa'nın tek odalı altı sınıflı okulunda, tam tamına yirmi öğrencinin öğretmeniyken, işte o yıl dehşetli bir kuraklık vurduydu adayı. Tek yeşil ot yoktu, koyunlar keçi-ler başlarını toprağa sokup çalı çırpı kökü yiyorlardı.
Fakat ne büyük çapta felâket tellallığı duyulduydu ne de büyük yıkım olduydu. Çünkü hâlâ kader birliği vardı. Hâlâ aza kanaatte yaşamasını biliyordu insanlar. 
O KURAKLIK YİNE KAPIDA: Bu kez ne 1972'leri yaşı-yoruz ne de Osmanlı döneminde kuraklık yüzünden adayı üç kez terkedip Anadolu’ya kaçan ahalinin Padişah tarafından yeniden gerisin geriye gönderildikleri tarihleri.
Çünkü "büyüdük, devlet olduk." Bizim olan düşüp kalkacak paramız yok ama "mesleki sektörlerimiz" var. Üretimi-miz, sanayiimiz, ithalatımız, ihracatımız, üniversitelerimiz   var. Siyallaşmanın getirdiği demokratik yapısallıkta muhalefet partilerimiz, sendikalarımız, STÖ'lerimiz var. Bireysel yaşam hakkının hukuğunda, verilmez ve korunmazsa eğer, çeke söküle alındığı bir düzen var…
Beynimin bir yanı işte "devlet olduk" diyerek bu yüzden sevinip gülüyor. "Karamsarlığın ateşi içinde yanmadan."  (Soyer'in deyişi.)
ÖTEKİ YANI SIZLAYIP ACIYOR AMA: 2008 mali yılı protokol çalışmaları başladı. Buna her yıl olagelen sürecinde "çatışma" denir! Sendikalar isteyecek, hükümet vermeyecek! Ki şimdiden kulp takıldı: "Kuraklık var yakacak, hazine battı acıtacak!" Ve diyor ki Başbakan Soyer,  "vermeyince mabut ne eylesin Sultan Mahmut."
İyi ama hani KKTC on bin Dolarları aşan ulusal gelir düzeylerine çıktıydı? Hani GSMH şu kadar milyar Dolar’ı bulduydu? Hani UBP dönemlerinden çok ileride, refah saadet gani gani, millet gülüp oynamaktaydı…
Şimdi akla geldi ki "yanlış yaptılar!" Kamuda çalışanların maaş ve ücretlerini artırıp cari harcamalarda yük oluşturdular. Dört yılda 2 bin 475 kişiyi istihdam ederek giderleri artırdılar. Teşvikler, primler, geri dönmeyecek krediler verdiler. Derken yanlış politikalarda KKTC'yi zora soktular… Şimdi ve dört yıl sonra diyorlar ki halka, "vermedi mabut ne yapsın Mahmut!" KKTC'yi ne kadar da ileri götürdüler ama! 

   567 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Nail Atalay ve BM'de on buçuk yıl
  17 Nisan 2008, Perşembe   Bu ne gizlilik - su - ve pirinçle bulgur
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Yağma yok, başaramayacaksınız
  15 Nisan 2008, Salı   Gariban Rum politikası ve DAÜ ile LAÜ
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Nesine gülelim ve eğitimde yeni fasarya
  13 Nisan 2008, Pazar   Hükümet etmek zor zanaattır
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Ne büyük siyasetler
  11 Nisan 2008, Cuma   "Ne oldu ama? Bir türlü anlayamıyorum!"
  10 Nisan 2008, Perşembe   Bu hallerdir ki korkutuyor bizi
  09 Nisan 2008, Çarşamba   Eraslan'ın atraksiyonları