|
Hatası da sevabı da kendilerinindir
|
|
|
|
|
|
|
Hükümetlerin hata yapma lüksü yoktur çünkü faturasını devlet öder. Devlet dediğinizse olmazsa olmazının gerçeğinde "ulusal halktır." Geçtiğimiz gün Başbakan Soyer'in halka BRT'den seslenme gereğini duymasını önce bu cümlenin içine koyduk. Çünkü orada "hükümetin yanlış icraat ve politikalarına" yönelik suçlamalara cevap verme olayı vardı. Temeldeki iddia ise "biz devraldığımız devleti ileriye taşıdık, bundan sonra da çok daha ileri taşıyacağızdı." Ancak halktan bir şikâyeti vardı. Hükümet olarak kendileri nâmüsait siyasi ve ekonomik koşullara karşın dört yıllık iktidar dönemlerinde çok başarılı işler yaptılar ama anlayış yerine sadece "istemek ve verin" demek karşılığını gördüler. Üstelik hiçbir öneri getirilmeden… Ve rakamlarla konuşan Başbakan dört yılda Kıbrıs Türk halkını parasal yönden nasıl ihya ettiklerinin dökümünü ortaya koyarken kendi hatalarını da "Kamu görevlileriyle emeklilere önemli ölçülerde artış yapılması bütçede sıkıntılar yaratmıştır" diyerek özetledi. Yani günah keçisi bulunmuş, diyetinin ödenmesi zamanı gelmiştir, aksi halde Kamu bütçesindeki bu yükle darlığı aşmak mümkün olmayacaktır! SORUN BUNLAR DEĞİLDİR: Memleketteki beş on eko-nomistin periyodik aralıklarla gazetelerde çıkan eleştirel değerlendirmeleriyle önerilerini okuyanlar bilirler. CTP hükümetinin nerede hata yaptığı ile yapmaması gerekenleri de yazıp söylerler ne yapılması gerektiğinin önerilerini de getirirler. Biz bugüne kadar bu yazılanlardan şunu anladık: "Ülkenin gelişmesi için ekonomik, sosyal ve siyasal alanda disipline ve ekonomik akla dayalı icraatlara ihtiyaç vardır." (Bunu söyleyen Başbakan Soyer'dir. Anladığımca ekonomistler de ayni şeyi söylemektedirler. Kısaca herkesler bu lâfın üzerinde hemfikirdirler.) Pakala düşünce güzel, anlatım akla mantığa uygun, soruldukta, "demek ki hükümet olarak yapılması gereken bu olmalıdır" yargısında eğer memleketin akıl izan sahipleri birleşiyor ve hemfikir oluyorlarsa; o halde neden dört yıldır içbarış sağlanamadan bir kavga hükümeti olarak yürüdüğü yollarda nihayet takılıp yere düşüverdi? Ki şimdilerde halktan fedakârlık bekliyor? Yani bu halkın hükümeti anlayamayacak kadar basireti mi tutuldu? "Velinimete" mi ihanet ediyor! KALDI Kİ: Dört yıldır kimdir CTP hükümetine androş politikası uygulayarak, yaptıklarına da yapacaklarına izolasyonlardan beter ambargolar koyanlar? Ne siyasi tutumunu ne de sosyo ekonomik icraatlarını beğenmeyip eylem ve grevlerle yıpratanlar? Çok söylenip yazıldı geçiyoruz… Fakat soruyoruz: Ülkenin gelişmesi için nelere ihtiyaç olduğunu aklın yoluyla birlikteliğinde söyleyen Başbakan, bu dört yılda o akıl ve devlet ciddiyetiyle mi hareket etti? Ki içinde muhalefet boykotu yemiş Meclis gerçeği de vardır, devleti kakalamalarına cevaz verilen kendileriden yana kesimler de. Hiçbir devrede halk bu kadar büyük oranda ve bonkörce bir tutumda "paylaşım kavgasına" sokulmadıydı! Oysa CTP iktidara gelirken tüm beklentiler artık bunların biteceğinde odaklaşıyordu. Tam aksine siyasi soruna yaklaşımlardan ekonomiye, devletin nasılsa elde kalmış son kırıtınlarının peşkeş çe-kilmesinden şatafatlı gösterilere kadar icraat haline geti-rilmedik hiçbir hata kalmadı ki bugün kefaretlerini ödemeleri gerekir, oysa hâlâ (masum) halka ödetilmeye çalışılıyor!
|
|
|
|
|
| |
21 Nisan 2008, Pazartesi |
Nail Atalay ve BM'de on buçuk yıl |
| |
17 Nisan 2008, Perşembe |
Bu ne gizlilik - su - ve pirinçle bulgur |
| |
16 Nisan 2008, Çarşamba |
Yağma yok, başaramayacaksınız |
| |
15 Nisan 2008, Salı |
Gariban Rum politikası ve DAÜ ile LAÜ |
| |
14 Nisan 2008, Pazartesi |
Nesine gülelim ve eğitimde yeni fasarya |
| |
13 Nisan 2008, Pazar |
Hükümet etmek zor zanaattır |
| |
12 Nisan 2008, Cumartesi |
Ne büyük siyasetler |
| |
11 Nisan 2008, Cuma |
"Ne oldu ama? Bir türlü anlayamıyorum!" |
| |
10 Nisan 2008, Perşembe |
Bu hallerdir ki korkutuyor bizi |
| |
09 Nisan 2008, Çarşamba |
Eraslan'ın atraksiyonları |
|