|
Bu hafta nelerin tartışılıp hangi kesimlerin eylem yapacakları anlaşıldı. Pazartesi sabahı bir tomar gazeteyi alıp irili ufaklı puntolarla verilen haber manşetlerine göz attıkta, hayvan üreticilerinin eyleme hazırlandığı ile narenciye sektöründe yaşanan sıkıntıların yansıdığını gördük… Daha haftanın başı. Kimbilir bugün yarın hangi sektörler yahut "birlikler" sürpriz yapacaklar! Yahu bu memlekette yok mu bir "memnun?" Şikâyet etmeden, "çok şükür geçinip gidiyoruz" diyen, "Hükümete" saygı ve sevgilerini beyan eden? Tek bir kesim söyleyip "işte bu" deyin, zaten kaç zamandır bıraktık bırakıyoruz dediğimizce kapatalım şu sütunumuzu! Ki 1974'ten beridir "ilerledik, geliştik, büyüdük" dediklerinin somut ispatını çakacak onayda şöyle bir, "evet doğrudur" lafı duyalım. Ancak içinde lafazanlık olmasın. Olmasın ki halkın kandırılmadığı hükümüne varalım bir, mevcut yönetim kadrolarının KKTC'yi çok iyi yönetip güngünden refah ve saadete gark eylediklerini kabul edelim iki. MESELA NARENCİYE İÇİN KONUŞUN: 1974'te Rum'dan elimize geçen bahçeleri seksen bin dönüm. Şimdi Narenciyecilerin feryatlarından öğreniyoruz ki 36 bin dönüme düşmüş, bunun on bin dönümü de tuzlanma nedeniyle devre dışı… Yani bir zamanların kalkınma lokomotifi hurdaya dönmüş, Mağusa Tapu Dairesi'nin önündeki "ilk tren" gibi, Güzelyurt'a kaiesi yapılıp üzerine oturtulan hurdasının altına yazılacak: "Bir zamanlar Kuzey'de narenciye bahçeleri vardı!" Kaldı ki ötesi yığınla sorununu çözecek de kadavrayı diriltip yeniden memleketin tarım sektörüne kazandıracaksınız. "Geç bunları, anam babam geç…" VEYA HAYVAN BESİCİLİĞİ: Dünyanın en pahalı eti ile sütünü satın alıyoruz yine yaranamadık. Rum tarafından bilumum et süt ve ürünleri yasaklandı yine kurtulmadı! Ne besicisinin bitti "battık" şikâyetleri ne kasabın "ekmek parasına çalışıyoruz" dediğinin vizilemesi. Sadece bunlar olsa neyse: Tutun ki gül bahçesinde üç beş zararlı çalı çırpı. Oysa memlekete peş peşine elektrik santralleri ile trafolar konduruldu "işte sorunu çözdük çözüyoruz" diyeceğiz bu kez adı "elektriğe" kazınmış ne kadar sendika, birlik, kurum varsa baş kaldırıp isyan ediverdi! Nedenini de hâlâ anlamış değiliz, anladığımız "gayri memnunlar" oluşta tehditlerle uyarılarının bininin bir paraya gittiği.. Çiftçi zaten hiç memnun değil, bu yıl kuraklık olacak dolayısı ile bu kesimi susturmak bir yana arzı alâyı kaldırıp oturtacaklar, şimdiden hazırız! VE ÖTESİ Mİ DEDİKTİ: Var mı ülkede tek bir sendika "iyi iyi" deyiversin? Zaten bir şeyler olduğu yok, kimseler durup dururken kendi kendine söylenen deliler gibi "iyi iyi" demez. Fakat hükümet-i alîleri der. Ulusal gelir on bin dolara çıkmış. (tesadüf bu ya o doların da sallanacağı tutmuş, kıymet'i harbiyesi yok artık.) Yahut Merkez Bankası'ında üç milyar Dolar'ı aşkın mevduat varmış, GSMH'la büyümeyi gösteriyormuş… Pekala böylesi bir refah toplumu neden her doğan güne "merhaba" demek yerine, "Allah kahretsin, işte yine başladı işkence" diyerek başlar? Hükümet bir yanda halk bir yanda! Ne devlet ama!
|